İnsanlık zorda. İnsanlık merhamet arıyor. İnsanlık hayret içinde o yana bu yana seğirtiyor. Şefkate ve merhamete muhtaç ama bu onu daha da zalim ve acımasız yapıyor.
İnsanoğlu hızla akıbetine koşuyor. Eğer yeniden bir Rahmani dokunuş olmazsa, beşeri hiç de iyi günler beklemiyor.
Oysa Allah insanı ve âlemi ne güzel bir niyetle yaratmıştı… Onun adına iblis ve meleklere karşı kefil olmuştu. “Onun hakkında sizin bilmediklerinizi de bilirim” diyerek, insana yöneltilen ithamları bertaraf etmişti… Çünkü Yeryüzünde Rabbin sıfatlarıyla donatılmış tek yaratık insandı.
Nitekim bir hadisinde Peygamber efendimiz, “Allah insanı suret-i Rahmanda yarattı” buyurmuştu. Yani Rahman adının temsil ettiği, şefkat, merhamet, meveddet ve kerem onun mahiyetinde de mevcuttur…
Mamafih insan, bütün fesad ve şerlerine rağmen bağışlayıcılıkta diğer tüm mahlûklardan farklıdır. Hiçbir mahlûk, hasmını ele geçirmişken, onu yemek veya öldürmek fırsatını yakalamışken onu bırakmaz, affetmez, merhamet edip salmaz. Ama insan bunu yapar. Yüzde yüz haklı olduğu ve hasmını da yok edebilecek durumda bulunduğu halde affedebilir, bağışlayabilir.
Bunun tek nedeni, Cenab-ı Hakk’ın onan mahiyetine yerleştirdiği merhamet ve şefkattir. O da acıyan ve bağışlayan bir yapıdadır…
Elbette insanın tabiatında hayvaniyet ve vahşet baskındır. Ama onun yaratılmasından murad merhameti açığa çıkarabilmesidir. O yüzden de Yaratıcı sık sık ona, yüreğindeki merhameti hatırlatacak ve halife olması sıfatıyla hem kendi türüne hem hayvanlara hem de çevreye karşı şefkatli olmasını telkin edecek nebiler peygamberler ve onlar eliyle sayısız kitaplar göndermiştir.
Bu kutsal metinlerin en bariz özelliği de güzel ahlak ile birlikte merhameti ve şefkati telkin etmeleridir. Peygamber efendimiz bir hadisinde “Yeryüzündekilere şefkat ve merhamet gösteriniz ki, gökyüzündekiler de size merhamet etsin.” buyurmuş…
Merhamet ve şefkat tüm kutsal metinlerin en kalın motifidir. Ama yazık ki şu kadar telkine rağmen, insanlık merhametten ve şefkat mahrum yaşıyor şu sıralarda.
Acaba onlara kinde kutsal metinlerinden merhameti hatırlatsam bir faydası olur mu? Bilemiyorum ama ben yine de hatırlatmak isterim ki, rabbin kulunda sevdiği en bariz sıfat merhamettir, şefkattir. Din nasihattir. Nasihat de tekrar gerektirir. Belki biliyorsunuz ama ben kutsal metinlerde geçen bazı merhamet ayetlerini bir kere daha gözünüzün önüne koyacağım… Gök fanus içine ekelim tohumları… Hangi yürekte döl tutacağına Rabbim karar versin!
Tevrat’tan([1])
Tevrat, tahrif edildiği halde birçok yerde Kuran ayetleri ile örtüşen merhamet ifadelerine rastlanır. Kur’an ve İncil gibi açık bir şekilde merhametli olmayı telkin etmese de Tevrat, birçok ayetinde Rabbin merhametine atıf yapılır:
“Sana karşı geldiğimiz halde, Sen acıyan, bağışlayan Allah’ımız Rab’sın.” (Daniel, 9:9).
“Rab sevgisi engindir, suçu ve isyanı bağışlar. (Çölde Sayım, 14:18). Rab da kendisinden korkanlara öylece merhametli davranır. “(Mezmurlar, 103:13)
“Rab merhamet ve lütfedendir. Sevgisi engindir. Gökler yeryüzünden ne kadar yüksekse, kendisinden korkanlara karşı sevgisi ve merhameti de o kadar büyüktür.” (Mezmurlar, 103:8-11),
“Rabin merhameti her şeyi kuşatmıştır. “ (Mezmurlar, 145:9)
“Ya Rab, yarattıklarını gerçekten seversin. “(Yasa’nın Tekrarı, 33:3)
“Çünkü Rab kimseyi sonsuza dek geri çevirmez. Dert verse de, büyük sevgisinden ötürü yine merhamet eder. “(Ağıtlar, 3:31-32)
“Rabbin sevgisi hiç tükenmez, merhameti asla son bulmaz. “(Ağıtlar, 3:22)
“Rabbin sevgisi yeryüzünü doldurur.” (Mezmurlar, 33:5)
İncil’den
Merhamet, İncil’in de en temel konularından biridir. Büyük bir tahrifat geçirmiş olmasına rağmen yine de merhamete vurgu yapan sayısız cümlelere ulaşırız. İncil’de sadece Rabbin merhametli olduğu hatırlatılmakla kalınmaz. İnsanlara tıpkı Kur’anda olrduğu gibi merhametli olmaları telkin edilir:
“İsa konuşmaya başlayıp onlara şunları öğretti: “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Ne mutlu yaslı olanlara! Çünkü onlar teselli edilecekler. Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar.”Matta, 5-7)
“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz nanenin, dereotunun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de, Kutsal Yasa’nın daha önemli konularını -adaleti, merhameti, sadakati- ihmal edersiniz. (Matta 23:23)
“Çünkü yargı merhamet göstermeyene karşı merhametsizdir. Merhamet yargıya galip gelir. Kardeşlerim, bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Böylesi bir iman onu kurtarabilir mi? Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiyecekten yoksunken, içinizden biri ona, “Esenlikle git, ısınmanı, doymanı dilerim” der, ama bedenin gereksindiklerini vermezse, bu neye yarar?” (Yakub, 2; 13-16)
“Ama siz düşmanlarınızı sevin, iyilik yapın, hiçbir karşılık beklemeden ödünç verin. Alacağınız ödül büyük olacak, Yüceler Yücesi’nin oğulları olacaksınız. Çünkü O, nankör ve kötü kişilere karşı iyi yüreklidir. Babanız merhametli olduğu gibi, siz de merhametli olun.” (Luka 6:35)
Ve Kur’an-ı Azimuşşan’dan
Kur’an’a gelince… O serapa rahmet ve merhametle doludur.
Bir kere Rabbimiz, kendisini “Merhamet edenlerin en merhametlisi” olarak vasfeder. Ve peygamberimiz dahi ‘âlemlere rahmet’olarak gönderilmiştir. Kuran dahi müminler için rahmettir.
En sevimli ve değerli insan elinden ve dilinden zarar görülmeyen, insanlara en çok faydası dokunan olan insandır. Kur’an Hz. Peygamber’i, insanlara karşı ‘raûf’ (aşırı derece şefkatli) ve ‘rahim’ (aşırı derece merhametli) olarak nitelendirir.
Kur’an Müminleri de sürekli merhametli olmaya çağırır ve teşvik eder. İşte bazı ayetler:
“Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve
“İslam’a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz…” (Al-i İmran Suresi, 110)
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır… “(Tevbe Suresi, 71)
“… Yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.” (Nisa Suresi, 36)
“Onların (Müminlerin) mallarında dilenip-isteyen yoksullar için de bir hak vardı.” (Zariyat Suresi, 19)
“Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?” Onlar: “Biz namaz kılanlardan değildik” dediler. “Yoksula yedirmezdik.” (Müddessir Suresi, 42-44)
“… anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın…” (Nisa Suresi, 36)
“Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. “ (Nur Suresi, 22)
“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan; Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar ve ‘ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler. “ (Ma’un Suresi, 1-7)
Ve Mümin Adildir, Adil Olmalıdır Aynı Zamanda:
“Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah, işitendir, görendir. “ (Nisa Suresi, 58)
“And olsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik… “ (Hadid Suresi, 25)
“Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah’a aittir…” (Şura Suresi, 40)
“Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir” (Nur Suresi, 22)
“Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. “(Al-i İmran Suresi, 134)
“.. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah’tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.” (Maide Suresi, 2)
“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. “ (Bakara Suresi, 177)
***
Allahummec’al lî lisâne sıdkın vec’alnî radiyyâ. Vec’alni mübareken eynemâ hukntu. Vec’alnî evvâhen münîbâ. Amin!
[1]) Ne zaman Tevrat’tan bir alıntı yapsam bir kesim var -ki ben o bindirilmiş kıtayı biliyorum- dinimiz elden gidiyor muamelesi yapıyorlar. Allah bilir beni gizi bir Yahudi falan sayıyorlar. Ama bu kere kafaları karışacak çünkü bu kere İncil’den de alıntı yaptım. Kur’an-ı Azimuşşandan da aldım ama onu görmezler. Görseler, Kuran zaten gözlerinin önünde duruyor görürlerdi…