MEHMET ALİ BULUT’LA RÖPORTAJ
|
30.03.2012
Çok güzel bir kitap okur, yazarını; etkileyici bir program izler, yapımcısını merak eder, onunla görüşmeyi çok istersiniz. Hele ki ulaşmak istediğiniz kişi ünlü ve yoğunsa bu görüşme sizin için ancak bir hayal olur. “Ahh, keşke bir fırsat olsa.” dersiniz. Sonra bir bakarsınız hayalinizle gerçek arasında bir adım kalmış ve hayal artık gerçek olmuştur da siz hala inanamamışsınızdır. İşte biz de bu duygularla yola koyuluyoruz.

Onunla görüşecek olmanın heyecanını yaşıyor ve söyleşimizin nasıl geçeceğini konuşuyoruz yolda. Kendisinin çok yoğun olduğunu bildiğimiz için ondan randevu aldığımıza inanamıyoruz bir türlü.
 
 
M.Ali Beyefendi’yle Üsküdar’da güzel bir mekânda başlıyoruz söyleşimize. Röportajdan ziyade karşılıklı bir sohbet havası içinde konuştuk. 
 
Söyleşimizi aktarmadan önce yazarımız hakkında kısaca bilgi vermeyi uygun ve gerekli görüyoruz.
 
Yazarımız 1954 Gaziantep’in Kerküt köyünde doğmuş.1978 İÜ Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Bölümünden mezun olmuş. Aynı fakültenin Tarih bölümünde doktora tezi hazırlamaya başlamış. Birçok gazetede köşe yazarlığı ve çeşitli tv kanallarında haber editörlüğü ve program yapmıştır.
 
Soru: El falı veya çizgileri yorumlamak arzusu neden kaynaklanıyor?
 
M.Ali Bulut: Geleceği bilme arzusu, bütün insanların müşterek tutkusudur. Sebep ne olursa olsun sonuç aynıdır, insanlar geleceğini bilmek istiyor. Geleceği bilmede pek yarar var sayılmaz. Hatta zarar var denebilir.
 
Biz geleceği değil, karakterlerin belirtilerini sergilemeye çalışıyoruz. Diyelim ki bir kamyonun arkasında üç dingil var. Siz de buna göre bu kamyon 30 ton yük çeker diyorsunuz. Bakıyorlar ki gerçekten kamyon 30 ton yük çekiyor. O zaman bu kamyon ne zaman devrilecek diyorlar. Bunlar aynı şey değil. Bu bir ilimdir. Biz görünene, bilinene göre tahmin yapıyoruz.
 
Soru: Eldeki veya yüzdeki çizgiler her zaman doğru ipuçları mıdır?
 
M.Ali Bulut: Bazı tahminlerde bulunabiliriz; ancak kesin çizgiler bile insanı sonuca ulaştıramayabilir. Bu bilgiler zaman içerisinde tecrübelerle ortaya çıkarılmış tahminlerdir ,  % 100 doğru değildir.
 
Burnumuz veya  kulağımız şu veya bu şekilde , avucumuzdaki çizgiler şunun veya bunun habercisi olduğu halde bu şekiller için yazılmış özellikler sizde bulunmayabilir.Bunu sebebi aldığınız eğitimden,ahlakınızdan ve Allah korkusundan kaynaklanan otokontrolünüzdür..İman ve ahlak ile birleşen akıl ve iradenin alt edemeyeceği şey yoktur.
 
Soru: Kısaca bize el ve yüz çizgilerini yorumlar mısınız?
 
M.Ali Bulut: Eller, insan yüzü gibi orijinal ve kişiye özgüdür. Sima bir kimliktir, hele başparmak değiştirilmesi asla mümkün olmayan bir kimliktir. İyi bir el incelemesi için elin dış görünümü ile birlikte avuç içindeki çizgileri de dikkate almak gerekir.
 
Sol el, Allah’ın insana bahşettiği bütün imkân ve yeteneklerin deposudur. Sağ el ise bu hazineden ne kadarını kullanabildiğimizi ve kullanabileceğimizi gösterir.
 
Önce elin biçimi ve parmaklar dikkatlice incelenir. Yüz ile el arasındaki ilişkiler gözden geçirilir. Çünkü bazen yüzdeki arızalar, eldeki işaretleri değiştirir. Sonra elin içindeki tepelere dikkatle bakılır. Parmakların altındaki bombelerin yükseklikleri gözden geçirilir.
 
İşaret parmağının altındaki tepe diğerlerinden daha şişkin ise bu şahsın iyi bir idareci olduğu göz önünde tutulur.
 
Başka husus ise başparmak ile işaret parmağının bağlantı noktasıdır. Bu bağlantılı perdeleri ve dar açılı ise karşımızdaki insan etkin değil edilgen bir tiptir. Yönetilmek için yaratılmıştır.
 
Orta parmağın kalın ve altındaki tepenin şişkin olması mala mülke düşkün bir tipi ele verir.
 
Yüzük parmağı altındaki tepenin şişkinliği diğerlerine göre daha bariz duruyorsa mutlak manada bir sanatçı, hem de velut  bir sanatçı ile karşı karşıyayız demektir.
 
Serçe parmağı da çok önemlidir. Çünkü serçe parmağının altındaki tepe belirgin ise bu insan ticarette ve insanları ikna etme sanatlarında güçlüdür demektir. Uçları etli ve küt parmaklar, pratik sanatlarda, uçları ince ve sivri parmaklar ilhama dayalı işlerde başarılı olurlar.
 
Parmaklar avuç kısmından daha uzunsa tefekkür ve ilham, avuç parmaklardan daha uzunsa pratik ve üretmeye yönelik işlerde mahareti sergiler.
 
(Biz dikkatle ellerimizi inceliyoruz.)
Tam orantılı bir el sahibinin bütün işlerde akıl ve muhakeme ile hareket ettiğini gösterir. Bunlar zeki, anlayışlı, ileriyi ve doğruyu gören kimselerdir.
 
Orta el her işte dengeli bir tutumu sergiler.
Uzun el hilekâr, kuruntulu, egoist ve cimri bir kişiliğin belirtisidir.
Geniş el iyimser, dinamik ve enerjik bir yapıdan haber verir.
Dar el maddi, manevi güçsüzlük, güvensizlik ve bencillik belirtisidir.
Büyük el cömertlik ve iyilikseverlerin nişanıdır.
Şişman el genellikle kaba bir mizaca işaret eder.
Tombul el keyfine düşkün, maddeci bir mizaç.
Kısa el maharet ve incelik alametidir.
İnce el hayalciliğin göstergesidir.
Sert el beceri, iş yapma gücü ve spor ve zeka belirtisidir.
Tüylü el kişilik ve yiğitlik belirtisidir. Alicenap, adaletsizliğe başkaldırırlar.
 
Soru: Tv’deki programlarınızda parmaklardaki boğumların da anlamları olduğunu açıklamıştınız. Bunlarda da biraz bahseder misiniz?
 
M.Ali Bulut: Her parmağın üç boğumu vardır. Tırnağın bulunduğu kısım 1. boğum, ikinci kısma 2. boğum(kemik)  ve avuca bitişik kısma da 3. boğum diyoruz.
 
Genel olarak 1. boğum kabiliyetleri, zeka ve beyin gücünü sergiler.
 
2. boğum zeka kabiliyetlerinin derecesini sergiler. Bu boğumun iyice incelmesiyle göğüs kafesimizdeki organların sağlık durumunu, akıl gücünün derecesini ve kısaca beş duyumuz ve ruhumuzla duyduğumuz zevklerin, acıların mahiyetini anlarız.
 
3. boğum tabii zevkleri temsil eder. Omurilik ve karın bölgesindeki organların sağlık durumu anlaşılır.
 
Soru: “Ruhun Deşifresi” adlı kitabınız da çok ilgi gördü. Biz de okuduk ve çok beğendik. Bu kitabınızda aşılması gereken zorlukların yanlış bir kader anlayışıyla aşılmadığı, insanın potansiyelini kullanmadığı üzerinde duruyorsunuz.
 
İnsan hedefine yürürken bazı sıkıntılarla karşılaşıyor. Bu sıkıntılar hedefin, isteklerin doğru olmadığını mı gösterir? Karşılaştığımız zorlukları nasıl anlamalıyız?
 
M.Ali Bulut: İnsan mutlu olmak istiyor. Mutlu olmak bu dünyada insan için iyi midir bilmiyor. Bunu bir örnekle açıklayalım. Diyelim siz doğduğunuzda avucunuza dünyada kimsede olmayan üç tane çekirdek verilmiş. Bu çekirdekler dikilirse ağaç olacak, dikilmezse o çekirdekler çürüyecek. Siz o çekirdekleri ne yaparsınız, elinizde mi gezdirirsiniz? Hâlbuki onları dikmeniz lazım. İnsanların % 90 ‘ı o çekirdekleri elinde tutup, çürütüp gider. Cenab-ı Hak yetenek vermiş, bu yeteneklerin açığa çıkmasını istiyor. Bunlar çile ile açığa çıkacaksa çile verir, mutlulukla açığa çıkacaksa mutluluk verir. Şimşekli geçen kışların ardından gelen yazlar meyvelerin daha çok yeşerip serpilmesine sebep oluyormuş.
 
Yeter ki insan o yeteneklerin açığa çıkması talebinde bulunsun ve gayret göstersin.
 
Soracak ve öğrenecek daha o kadar çok şey var ki…
 
Bu arada çaylarımızı yudumlarken zaman da çaydaki şeker gibi eriyip hızla akıyor. Biz konuştukça daha çok şey sorma ve öğrenme ihtiyacı duyuyoruz. Sağ olsun hocamız bize zaman ayırıp sorularımıza sabırla ve samimiyetle cevaplar verdi. Çok güzel, verimli, samimi ve faydalı bir söyleşi yapmanın mutluluğuyla vedalaşarak bir daha görüşme sözü alarak ayrılıyoruz kendisinden.
Diğer Röportajlar
Köşe Yazıları
22.06.2012
Röportajlar
30.03.2012
Fotoğraflar

Copyright 2012 // www.mehmetalibulut.com
Web Tasarım : Roka Bilişim